Kent Fırat'ın kolu olan Çaltı suyuna yakın yarı düzlük bir
alanda kurulmuştur. Yerleşme alanı güneyden kuzeye oldukça düzlüktür. Iğımbat
Tepesi şehrin doğusunda, kale kuzeydoğusunda yer alır. Çaltı Irmağı kuzeydoğu
boyunca akar. 12. ve 13. yüzyıllarda kalenin eteğinde yoğunlaşan yerleşim yerleri
daha sonra güneydeki ekim alanlarına doğru seyrekleşerek yayılmıştır. Yüksek bir
kalenin eteğinden sulak vadi düzlüklerine doğru bahçeler içinde yerleşmiş bir kent
olan Divriği, doğanın çizdiği sınırlarda kalarak küçük kent kimliğini
yüzyıllardır korumuştur.
Lıh (Lığ) suyu vadisinde bir Roma kentinin kurulduğu düşünülmektedir. Bizanslılar
zamanında Tephrike bir sınır karakoludur. düşünülmektedir. Tephrike 11. yüzyıl
sonlarında Asya'dan Anadolu'ya yönelen göç dalgalarından etkilenmiş, artan nüfusla
birlikte burada kentleşme denilebilecek süreç başlamıştır. Mengücekler zamanında
kentleşmenin başladığı 12. ve 13. yüzyıllarda oluşan yerleşim alanı aşağı
yukarı bugün de aynıdır.
"Bu küçük kasabanın Bizans İmparatorluğu yazarlarının Tephrike dedikleri yer
olduğu muhakkaktır. Sivas-Erzincan kestirme yolu üzerindedir. Arazisi kısmen
dağlıktır. Fakat gerek nehir sularının elverişliliği sebebiyle vadilerin tarıma
müsait oluşu, gerekse halkının gayreti ve tarımseverliği sayesinde kasabanın her
tarafında bayındırlık görülür. Divriği'nin büyük kalesi yüksek bir yerde
kurulmuştur. Evler ve çarşı ise düzlüktedir. Bu vadi yerleşimi bir uçtan ötekine
iki saatlik bir alanda, her türlü meyve ağacının bulunduğu bahçelerle kaplıdır.
Sancağın dağlarında çok miktarda demir madeni vardır. Bu, bir zamanlar Divriği
meliklerinin yegâne gelir kaynağı olmuştur."
M.V de St. Martin, s.575
Divriği melikleri sanatı ve mimariyi savaşmaya tercih etmişlerdir. Bölgesel
çatışmalara katılmamışlar, kente kazandırdıkları olağanüstü mimarlık
eserleriyle tarihe adlarını yazdırmışlardır. I. Süleyman (1142-1171), Emir
İsfehsalar Seyfeddin Şahin Şah (1171-1196), Melik II. Süleyman Şah (1196-?), Melik
Ahmed Şah (1228-1252) ve Melik Müeyyed Salih (1252-1277); Divriği Mengücekleri'nin bu
beş ismi babadan oğula geçen bir yönetim sergilemişlerdir. Şahin Şah Divriği
kentinin kurucularındandır. Kentin tarihinde ilk darphane tesisi ve para basılması
Şahin Şah döneminde gerçekleşmiştir.
Ulu Camii'nin yapımı 1228'den 1242'ye kadar sürerken, Divriği'deki diğer imar
çalışmaları da bu sürede devam etmiştir. Ulu Camii'nin Şah kapısı'nın
tamamlandığı 1240'da kentin 20. yüzyılın ilk yarısına kadar içme suyu
gereksinimini karşılayan Ahmed Şah suyu şebekesi, bu şebekeden beslenen çeşmeler ve
iki hamam, bedesten, türbeler, yakın çevredeki hanlar ve köprüler de yapılmıştır.
Divriği melikleri 13. yüzyılda demir ocaklarını işleterek yüksek gelirler
sağlamışlardır. O dönemdeki demir ocaklarının işletme ve ihracat koşulları
bilinmese de nal ve mıh üretildiği ve bu ürünlerin satışının sonraki
yüzyıllarda da devam ettiği belgelerle öğrenilmektedir. Ocaklarda külçe haline
getirilen demirler, Suk-i Sultani denilen Divriği Çarşısı'nda, Demirciler
Arastası'ndaki nalbant ve demirci dükkânlarında işleniyordu. Demircilik zanaatı
başlıca işkolu ve geçim kaynağıydı. Çarşı kalenin eteğinde Ulu Cami'nin
önündeki alanda idi.
Günümüze sadece Bedesten'in harabesi kalmıştır. 1776 tarihli bir belgede Suk-i
Sultani'de bulunan esnaflar sıralanmıştır. Buna göre kentte bezzaz, çulha, bakkal,
köşker, berber, debbağ, ekmekçi, dülger, demirci, nalbant, mutaf, kirişçi
esnafları, bakırcılar, terziler, kebapçılar, gibi esnaf grupları faaliyet
göstermekteydi.
12. yüzyıldan 18. yüzyıl sonlarına kadar şehrin yerleşimi kale içine, kale ve
Iğımbat yamaçlarına ve "bağlar" denilen Ardanus-Uluzar-Üçtaş mevkilerine
kadar yayılmıştı. 11. yüzyıl ve 12. yüzyıl başları, Mengüceklerin yerleşme
döneminde şehrin merkezi kale içindeki Kal'a ve Feth-i Bab mahallelerinden oluşuyordu.
Türk hakimiyetinin Anadolu'da yayılması ve Divriği'nin bir iç şehir görünüşü
alması ile kale eteklerine doğru Sinaniye, Bezazistan ve Cami-i Kebir mahalleleri
oluşmuştur. Ulu Camii, bedesten, han, türbeler ve medreseler de bu mahallelere inşa
edildi. Uluzar, Ardanus, Üçtaş mevkilerinde bağlar denilen dağınık düzende bağ
evleri kurulmuştu. Nüfus şehrin güneyinde Palanga-Uzunyazı ovasına da yarı göçebe
düzeninde yayılmaya başlamıştır. Arhusu, Diblehan, Kurdeşen, Alaybeyi mevkileri
bağlar bölgesinden uzakta ama aynı tip yerleşmelerle, tek katlı, bir iki odalı,
geniş ahırlı konut tipleri ile oluşmuştur. Bu mahalleler genellikle bir mescid ya da
zaviye çevresinde kümelenmiştir. Bu mahalle tipleri ve yerleşim yapısı 14. yüzyıl
sonuna kadar varlığını korumuştur.
Memlüklerin şehre hakim oldukları 14. yüzyıl sonlarında Kale ve Ulu Camii
çevresindeki toplu yerleşim yapısı bağlara doğru yayılma göstermiştir. Kemankeş,
Kayıtbay, Mercantepesi gibi mahalleler bu dönemin yeni mahalleleridir. Memlükler
dönemine ait cami, hamam, türbe ve mezarlar genelde bu mahallelerdedir. Kaleden güneye
doğru bir şerit halinde oluşan mahaller Kurdeşen mahallesine doğru seyrekleşerek
devam etmiştir.
14. yüzyıl'da Divriği'nin çok büyük bir yerleşim sahası olmadığı yazarlar
tarafından belirtilmiştir.
"Devirgi, orta bir şehirdir. Hukuk-ı divanisi (yıllık geliri) kırk bin üç yüz
dinardır"
H. Mustevfi (~1350)
"Divrik küçük bir şehir olup bulunduğu yer itibariyle taarruza elverişli
değildir. Burayı savunmaya yarayan kale geniş ve sağlam istihkâmdır"
Halil ez-Zahiri
16. yüzyılda Osmanlı hakimiyetine giren Divriği'nin 17. yüzyıldan itibaren
mahallelere göre nüfus dağılımında değişiklikler meydana gelmiştir. Mengücekler
döneminde yoğunlukla yaşanan kale ve çevresindeki mahalleler zamanla boşalmaya
başlamıştır. Daha sulak ve havadar olan güney-batı ve batıdaki mahalleler daha çok
tercih edilir olmuştur. Eski mahalleler 20. yüzyılda tamamen boşalmış ve harap hale
dönüşmeye başlamıştır.
19. yüzyıl ve sonrasında şehir Çaltı vadisine doğru genişlemeye başlamış ve
kuzey-güney doğrultusunda akarak Çaltı'ya bağlanan Abıçimen ve Pir Eyyüb
Derelerinin yamaçlarına yayılmıştır. Abıçimen Deresi zamanla şehrin içinde
kaldığından, iki tarafı bağlayabilmek için 9 tane taşköprü inşa edilmiştir.
Köprülerden biri ermeniler tarafından, biri yerli halk tarafından ve yedisi Köse
Paşa tarafından yaptırılmıştır. 18. yüzyıldan sonra yeni mahalleler ortaya
çıkmaya başlamış ancak kale ve yamaçlarında var olan eski mahalleler de terk
edilmeye başlamıştır. 19. yüzyılda Ulu Camii ve çevresindeki boşalma sonucu
Bedesten yöresinde de birkaç eski ev kalınca, Kalealtı mahallesi burayı da
kapsamıştır. Divriği'nin mimari açıdan klasik tarzdaki konutlarından bazıları
bedesten çevresindedir.
Kentin Ermeni ve Rum nüfusu ise başlangıçtan itibaren Kalealtı, Çayboyu, Cirgişan
ve Taşbaşı mahallelerine yerleşmiş ancak 19. yüzyıldan sonra Horavenk mahallesine
doğru yayılmışlardır.
Vital Cuinet 19. yüzyıl biterken eski ve yeni kent alanlarını şöyle anlatır:
"Şehir ortasından geçen bir çayla (Abıçimen Deresi) ikiye ayrılmıştır.
Derince bir vadiden akan çayın üzerine 6 taşköprü yapılmıştır. Kasaba çok
geniş bir alanı kaplar. Güneydoğu'daki eski yerleşim alanı, ihtişam devirlerinde
tamamen meskûndu. Fakat halk zamanla ve yavaş yavaş kuzeybatı kesime ve bahçelere
çekilmiştir. Çarşı güneydoğudadır. Birkaç evin de yer aldığı bu kısım ayrı
tutulursa eski şehir bir harabe yığını halindedir. Denilebilir ki burası nerdeyse
tamamen terk edilmiştir."
Nüfusun fazla olmamasına rağmen bahçeli evlere yerleşmesi nedeniyle şehir çok
geniş bir alana yayılmıştır. Divriği 1800'lerde 8000 Türk, 2000 Ermeni olmak üzere
10.000 nüfuslu bir yerleşimdir. 1850'ye kadar Sivas Vilayet'nin bir sancağı olan
Divriği, bu tarihte kaymakamlık olmuştur. Ancak 19. yüzyıl kent için bir gerileme
dönemidir ve bu durum nüfusuna da yansımıştır. Nüfus 1890'da 5600'e, 1925'de
4800'e, 1930'larda 3500'e kadar düşmüştür. 1935'de demiryolunun gelmesi, demir
madeninin işletmeye açılması gibi gelişmelerle bir artış göstermeye başlayan
nüfusun ancak 1970'de 10.000 lere tekrar ulaşmıştır.
Kentin eski halini gösteren bir resim veya gravür bugüne kadar bulunamamıştır. Ancak
Selçuklu dönemi kentleri arasında planını koruyabilmiş tek yer konumundadır ve bu
sayede geçmişteki kimliğini resim ve gravürlerden daha net yansıtmaktadır.
Kaynak: www. Divrigikenti.com
|