GELENEKLER /İNANIŞLAR:
Adak (Nezr) "İnsanın yerine getirmeyi kendisine vaad ettiği şey",
"Dinen sorumlu olmadığı halde kişinin kendi isteğiyle üzerine borç kıldığı
ibadet" anlamlarında kullanılmaktadır. Kutlu Özen'in deyimiyle, "adak"
kelimesi Sivas-Divriği yöresinde daha çok kurban adağı şeklinde kullanılmaktadır.
Adak kelimesinin Mehmet Eröz tarafından kutlu, mübarek anlamına gelen
"idnuk" veya "idu" kelimesinden türemiş olduğu belirtilmektedir.
Adak yerleri çeşitli dileklerin gerçekleşmesi için gidilen, kutsal olduğuna inanılan
mekanlardır. Bunlar, yatır mezarları, türbeler, kutsal su gözeleri, kutsal dağlar, ağaçlar,
kayalar, taş yığınları, çalı toplulukları olabilir. Divriği'de adak yerine
gidecekler birbirlerine "yarın ziyarete gideceğiz" ya da dönenler
"ziyaretten döndük" demektedirler. Kutlu Özen'in araştırmalarına göre,
Sivas-Divriği yöresinde 600'den fazla adak yeri bulunmaktadır. Bu adak yerleri şu şekilde
gruplandırılabilir:
1. Yer-Su Kültüne Bağlı Adak Yerleri
a. Dağ kültüne bağlı adak yerleri: Yöredeki bazı dağlar ve tepeler her yıl
topluca ziyaret edilir. Bu ziyaretlere hastalar ve yatalaklar hariç bütün köy halkı
ve hatta civar köyler birlikte katılırlar. Genelde her ev bir kurban götürür.
Haziran ayında yapılan bu törenlerde kazasız belasız, bol ürünlü bir yıl geçirmek
için dilekler dilenir. Kesilen kurbanlarla pişirilen yemekler birlikte yenir. Cem adı
verilen dini bir toplantı yapılır.
b. Taş ve kaya kültüne bağlı adak yerleri: 60'dan fazla adak yeri bulunur.
c. Ağaç kültüne bağlı adak yerleri: 90'dan fazla adak yeri bulunur. Ağaç kültüne
bağlı bu adak yerlerinde genellikle ardıç, çam, çınar, pelit, meşe, karaağaç,
kavak, söğüt, alıç, armut, dut türündeki ağaçlar kutsal kabul edilmektedir
d. Su kültüne bağlı adak yerleri: 60'a yakın adak yeri bulunur. Bu tip adak yerleri
genellikle halkın şifa bulmak amacıyla gitmiş olduğu yerlerdir. Özellikle cilt
hastalıklarına iyi geldiğine inanılan adak yerlerinin çoğunlukta olduğu belirtilmiştir.
Bunun yanısıra sinir hastaları da buralara ziyarette bulunmaktadırlar.
2. Evliya Kültü ve Bu Külte Bağlı Adak Yerleri
a. Türbeler ve Gerçek Mezarlar: Divriği merkezinde bulunan türbeler ve mezarlar ve
civar köylerde bulunan türbe ve mezarlar.
b. Kimliği Bilinmeyen Mezarlar / Yatırlar
3. Divriği Yöresinde Bir Adak Yeri olarak Düşekler
Düşekler daha önce kutsal olmadığı halde kutsallığına inanılan, bir Türkmen
Dedesi'nin, Bektaşi Çelebisi'nin veya bir Anadolu Ermişi'nin kutsamasıyla oluşan ve
bu hadiseden sonra adak yeri olma özelliğini kazanan kutsal mekanlardır. Örneğin,
"Dede Düşekleri, Çelebi Düşekleri, Hızır Düşekleri, Hz. Ali Düşekleri,
Kabayel Düşekleri,...", bu özellikteki düşeklerdir.
a. Dede Düşekleri / Çelebi Düşekleri: Eski yıllarda Türkmen dedelerinin, belli günlerde
kendilerine bağlı yerleşim yerlerini dolaştıkları ve "talip" adını verdiği
müritlerinin toplumsal ilişkilerini gözden geçirip düzenledikleri ve "cem"
adı verilen dini toplantılar yaptıkları bilinmektedir. Dedelerin bu tür dolaşmalarının
önceden bilindiği ve o köylerde karşılama ve uğurlama merasimlerinin yapıldığı
da kaynaklarda belirtilmektedir.
b. Yatır Düşekleri: Türbe veya mezar sahibi bir yatırın hatırasına yapılmış
olan ve genellikle toplama taşlardan oluşan adak yerleri olarak tanımlanmıştır.
c. Yol Düşekleri
d. Hızır ve Hz. Ali Düşekleri: Divriği yöresinde Hızır Peygamber ve Hz. Ali tarafından
kutsandığına inanılan yerler vardır. Hızır Peygamber ve Hz. Ali'ye ait düşeklerin,
diğer düşeklerin aksine büyük adak yerleri olarak kabul edildikleri vurgulanmaktadır.
Her yıl haziran ayında ve sonbaharda topluca ziyaret edilmekte, dilekler dilenmekte,
kurbanlar kesilmekte, toplu yemekler yenmektedir. Divriği yöresinde, bu inanca bağlı
15'e yakın düşek vardır.
e. Kabayel Düşekleri: Bu düşekler daha çok hayvancılıkla geçinen dağ köylerinde
görülür. Ağır kış şartlarının hüküm sürdüğü yıllarda güneyden gelen rüzgarın
(hayırlı yel) esmesi ve kar örtüsünü kaldırması için topluca kabayel düşeklerine
gidilmekte, dua edildikten sonra kabayel düşeklerine ekmek, çörek gibi yiyecek
maddeleri bırakılmaktadır. Köylüler 'es kabayel'im es...' diyerek rüzgardan yardım
isterler. Divriği yöresinde, bu merasim için gidilen 30'a yakın adak yeri olduğu
tespit edilmiştir.
4. Yatır ve Adak Yerleri
Ömerli (Balışık) Köyü, Karadonlu Canbaba Türbe ve Zaviyesi
Güvenkaya (Aşudu Tekke) Köyü, Hüseyin Abdal Yatırı
Kevendüzü (Anzağar) Köyü, Derviş Muhammed Yatırı
Akmeşe (Ziniski) Köyü, Seyyid Baba Yatırı
Ödek Köyü, Hızır'ın İzi
Ödek Köyü, Pir Sultan Düşeği
Köylerde Ekin Törenleri: Ekine başlamadan önce ve ekin sonrasında
geleneksel törenler yapılır. Ekin biçmeye başlamadan önce yapılan törenlere,
"ziyarete gitme", ekin biçiminin son gününde "ekin salavatlama" ve
harmanın kaldırılmasından birkaç hafta sonra yapılan törenlere de "ziyarete
gitme" denir. Ziyarete gitme Orta Asya'dan getirilmiş bir gelenektir. Ziyaret
yerleri ise, köylerine yakın olan bir ermiş türbesi, su gözesi, kutsal bir ağaç,
karlı bir dağ olabilir. Köylüler hep birlikte gittikleri ziyarette, kurban keser, pişirilen
etli bulgur pilavını yerler ve topluca dua ederler.
ivriği'nin gelenekleri sosyal yaşamın içinde bazı bozulmalara uğrasa da halkın büyük
kısmı geleneklerine bağlıdır. Yeni yaşam tarzları ile katı-tutucu olmayan
geleneklerini uyum içinde sürdürmeyi başarmışlardır. Geleneksel kıyafet, takı ve
ziynet eşyalarının kullanımı önemli düğünlerde kalmıştır ve bu kıyafetlere
sahip aile sayısı da oldukça azalmıştır.
Divriği'de Kullanılmış Bayan Kıyafetleri ve Aksesuarları
Helaliye Gömlek, Üçpeş, Şalvar, Fermana, Kalkmalı, Bindallı, Caket, Ceket (Hırka),
Dövmeli Fistan, Küpürlü Fistan, Parça Entari, Şovkıya, Yıldızlı (Sinekli)
Kadife, Karaçadır (Maroken), Alacaçadır, Dövmeli Çadır, Bağdat Çadırı, Altınlı
Hindi, Fes, Lahuri Şal, Trablus Kuşak, Yün Kuşak.
Üçpeş (Üç Etek): Kadınların, genç kızların giydiği bir etek çeşididir. Arka
tarafı bir, ön tarafı iki parçadan oluştuğu için bu ismi almıştır. "Peş"
etek için kullanılan parça anlamına gelen yöresel bir deyimdir.
Şalvar: Üçpeşin altına giyilerek kullanılan bol kesimli bir giysi parçasıdır.
Fermana (Salta): Bir çeşit kısa cepkendir. Fermana üçpeşin üstüne, sırta
giyilerek kullanılan giysi parçalarındandır. Üzeri sim, sırma, şeritlerle işli yün,
kadife, keten kumaşlardan yapılır.
Kakmalı: İpek kadifeden, altın sırma ve iplerle, ağır Osmanlı motifleriyle, çok
ince işçilikle yapılmış, çok değerli bir giysi çeşididir. Eskiden gelin kıyafeti
olarak kullanılmıştır.
Bindallı: Kumaş, işleme ve motif özelliğiyle kakmalı ile büyük benzerlikler taşır.
Bindallı da eski zamanlarda gelin kıyafeti olarak kullanılmıştır.
Caket (Ceket): Model özelliği açısından günümüz ceketlerine benzemektedir. Vücuda
oturan, yanlardan cepli, şal yakalı bir giysidir.
Libade (Ceket-Hırka): Dize kadar uzanan on iki parçadan oluşmuş, omuzları dikişsiz,
ön ve arka parça bütün olarak hazırlanmış, ince işçilikli bir giysi çeşididir.
Model olarak bugünün tayyörlerini anımsatmaktadır. Üçpeşin üzerine giyilir.
Yıldızlı Kadife (Sinekli): Divriği'de yaşlı hanımların yakın zamana kadar kullandıkları
bir elbise türü olmuştur. Bu giysiyi giyen bayanlar, yörede kendilerine uygun takılarla
kıyafetlerini tamamlamışlardır.
Çadır Geleneği: Divriği yöresinde Alaçadır, Akçadır, Bağdat çadırı,
Dövmeli çadır, Karaçadır, Maroken gibi çeşitleri bulunmaktadır. Hepsinin kullanım
yeri ayrı olan bu çadırlar, günlük hayatta, nişanda, düğünde ve yaşlara göre
kullanım alanlarına ayrılmaktadır.
Lahurişal, Peştamal, Trablus Kuşak, Yün Şal, Kemer: Bu şallar, el tezgahlarında, yün
veya ipek iplerle, bitkisel ve geometrik desen özelliğinde, kare şeklinde dokunmuştur.
Şalar üçgen şeklinde katlanarak bele bağlanarak kullanılmıştır.
Altınlı Hindi, Tepelik, Sıra, Fes: Başa bağlanarak kullanılan aksesuar ve takılardır.
Divriği'de Kullanılmış Erkek Kıyafetleri ve Aksesuarları
Yakasız Göynek (Helaliye Göynek), İşlik, Çuha Şalvar, Çuha Yelek, Cepken, Atlas
Entari, Lahuri Şal, Yün Şalı, Trablus Kuşak, Abaniye, Dalfes (Puşulu Fes).
İşlik: Yörede ismine 'Şetari' denilen pamuklu, parlak satenden, boyuna çizgili kumaştan
yapılmış bir nevi gömlektir.
Çuha şalvar: Yedi yaprak şalvar da denir. Kırmızı, lacivert veya siyah çuhalardan
yapıldığı söylenmektedir.
Çuha yelek: Lacivert, bordo, siyah renklerde, yün çuhadan yapılmış bir yelek türüdür.
İşlik üzerine giyilir. Cumhuriyet'ten önce kullanılmıştır.
Cepken: Siyah, bordo veya lacivert çuha üzerine sırma ile işlemeli bir yelektir.
Atlas entari: Düz ya da sarı, siyah, bordo karışımlı birbirinin üzerine binmiş
kopuk çizgili desende kumaştan dikilmiş bir erkek elbisesidir.
Dalfes (Puşulu fes): Bu işle uğraşanların çıkarttıkları özel kalıplar doğrultusunda
dikilmiş olan dalfes, kalın çuhadan, kırmızı, bordo renklerinde yapılmış bir fes
türüdür. Dalfesin üst kısmına büyük, mavi bir püskül takılmış, dış kısmına
da puşu denilen bir örtü bağlanmıştır. Bu puşunun bir ucu da omuza doğru sarkıtılarak
kullanılmıştır.
Divriği'de Geleneksel Kadın Ziynet Eşyaları, Takı ve Süsler
Divriği yöresi, geleneksel giysileri yönünden olduğu kadar, ziynet eşyaları, takı
ve aksesuarları açısından da zengindir. Başa takılan ve bağlanan gablak, tepelik ve
eğri başın yanında başlıkla birlikte kullanılan istifan, yüz inci (yüz salkım),
sıra ve balik vardır. Ayrıca altunlu hindi ve akarsu örtü adı verilen bağlayıcılar
ve hırtlatma, şerit ve hırtlik adı verilen boyun ve boğazı süsleyen, göğüse
kadar inen takılar vardır. Elbise üzerine takılan hameyli, yan tövüt, altın saat ve
kemerler, hamam takıları olarak bilinen ortağa, altınlı tarak, süslü takunyalar, diğer
eşyalardan şıp şıp bilezik, bozovdiş, küpe, altun cebe ve buna benzer pek çok eşya
örnekler arasında sayılmaktadır. Bu eşyaların pek çoğunun halen özel gün ve
gecelerde kullanıldığı da belirtilmektedir.
Divriği'de Ayakkabı: Divriği'de köşker esnafı adıyla anılan ayakkabı ustaları
tarafından tamamen el emeği ve özel kalıplarla yapılan ayakkabı türlerinden özellikle
yemeni kadın-erkek, yaşlı-genç hemen hemen herkesin ev dışında giymiş olduğu bir
ayakkabı çeşididir. Bu yüzden diğer ayakkabılara göre biçim ve şekil yönünden
daha zengindir. Dikim özelliklerine göre; düz yemeni (sağsız-solsuz), çapula cinsi
yemeni (düz ve sağlı-sollu kalıplı), kadın yemenisi (zenne), markup kadın yemenisi,
çoban lastiği (katırcı yemenisi, kaba yemeni) diye çeşitlenmektedir.
Halkoyunları:Haliloğlan, Karaerük, Mormenekşe, İzzet, Dumbucanın
bayırı, Analar-Sunalar, Üçayak.
Çalgılar: Def, Ud, Ney, Keman, Saz, Bağlama, Kaval, Zurna, Davul.
Türküler:Açil Mor Menevsem, Dumluca'nin Bayirina, Gah Get Havası, Gara Erük Çağala,
Gelin havası, Halil Oğlan, İzzet, Köprüden Geçti Gelin, Menöyşe, Su Sızıyor Sızıyor
Halıcılık: Son zamanlarda gerileme olduğu gözlemlense de halı dokumacılığı Ödek
Köyü'nde oldukça yaygındır. Halı motiflerinde insanların beklentilerinin, ruhsal
durumlarının, özlemlerinin, acılarının, inançlarının, anılarının yani bütün
yaşamlarının ve kültürlerinin yansıtıldığı söylenmektedir. Dokumalar tamamen el
emeğidir. Yünün toplanması, yıkanması, boyanması, ip haline getirilmesinden halının
dokunmasına kadar her aşama elle yapılır.
Kaynak: www. Divrigikenti.com |
YEMEK KÜLTÜRÜ:
Divriği, zengin bir yemek ve mutfak kültürüne, sofra görgüsüne ve geleneklerine
sahip bir yöredir. Sonbaharda geleneksel olarak etlerden kavurma/etlik yapılır.
Bitkisel besinlerden en çok kullanılan buğdaydır. İlçe sınırları içinde yetişen
sebzeler, kendiliğinden yetişen bitkiler, sofralarda zengin bir çeşitlilik olarak karşımıza
çıkar. Divan-ı Lügat-it Türk'te yer alan kömbe, kuymak, tutmaç, umaç ve ugut,
Divriği mutfağında pişen yemeklerdendir. Elma, ayva ve armut meyvelerinin kurularına
gah, kayısı ve erik kurusuna çir, dut kurusuna ise çemiç adı verilmiştir. Ayrıca,
Divriği cevizi ünlüdür. Kurubaklagiller Divriği mutfağında önemli yer tutan diğer
bir besindir. Baharatlardan ise en çok reyhan, anuhotu (anık) isimli dağ reyhanı ve
kekik kullanılır.
Pilavlar
Alatlı pilav: Diğer adları; Divriği pilavı, muhaşerli pilav, ak pilav, çocukların
deyimiyle de uyuyan pilavdır. Bayramlarda düğünlerde, özel misafirler için ve iftar
sofralarında pişer.
Pilav için önce muhaşer hazırlanır. Muhaşer, ıslatılarak kabuğu çıkmış ve
ikiye ayrılmış nohuttur. Daha sonra üzüm ayıklanır. Pilavda kullanılan üzüm, bu
yörede bamya, parmak ya da Besni üzümü adıyla bilinir. Et olarak koyun, keçi, tavuk,
hindi hatta geyik eti, bıldırcın eti, keklik eti konulabilir. Kefleme yapılır.
Kefleme etin kemikten ayrılıp parmak büyüklüğünde parçalara bölünmesidir.
Keflenmiş et sinilere serilir, üzerine alat (pilava lezzetini veren baharat); bahar,
karabiber, karanfil ve tuzdan oluşan karışım serpilerek üzeri tülbentle örtülür.
Bu işlemler bir gün önceden yapılır. Daha sonra kuru soğan ve alat katılır.
Baharatlı soğan yağda bir iki kez çevrilir. Bir gün önceden hazırlanmış karışım
konur ve karıştırılır. Üzerine tuzlu suda bekletilip süzülmüş pirinç ve yeteri
kadar su eklenip pişmeye bırakılır. Pişmeye yakın tereyağı eritilip dökülür. Piştikten
sonra üzerine temiz bir bez örtülüp demlenmeye bırakılır. Tepsi ya da lengere ters
çevrilerek sofraya getirilir. Üzüm hoşafı ile ikram edilir.
Ayrıca Dibi döşemeli pilav, Çandır Baba pilavı, Pullu pilav yöre yemeklerindendir.
Çorbalar: Tırta, Baduç aşı, Düğürcek aşı (pıt pıt aşı), Ekşi aşı (eşgiaşı),
Helle aşı, Bulgurlu süt aşı, Sütlü yarma aşı, Tırhıt, Umaç aşı, Tutmaç aşı,
İnce erişte aşı, Yoğun erişte aşı, Kellecoş, Tirit, Pastigan aşı, Borana
Et Yemekleri ve Köfteler: Beyran, Gömlek dolması, Köz kebabı (külbastı), Kuzu
dolması, Ciğer sarması, İskembe (has)-Mumbar (sucuk), Tavuk-hindi (culluh) dolması,
İri köfte (içli köfte), Ayranlı köfte/yoğurtlu köfte.
Sarmalar: Karayaprak sarması, Herdemgüzeli sarması, Evelik sarması, Kazankarası
sarması
Yörede Yetişen Bitkiler ve Sebzeler: Herdemgüzeli (perdemgüzeli), evelik, pürpürüm,
kazankarası, yemlik, tellice, kuşkuş (guşguş) ve yüksüfotu gibi bitkiler bahçelerde
kendiliğinden yetişir. Akpancar tarlalarda, ışkın (eşkın), madımak (madımalak),
kuzu kulağı, teke sakalı, hıyarcık, kasnı, kenger, çiriş ise kırlardan ve dağlardan
toplanan bitkilerdir. Ayrıca; Baduç kavurması, Patlıcan kabuğu yemeği, Kabak çiçeği
dolması, Sarmısaklı kök, Yer elması, Kazankarası, Göbelek, göbek (mantar),
Yarpuz/narpuz, Yemlik bulunur.
Diğer yemekler: Keşkek, Gendime pilavı, Pancar pilavı, Cumur, Sırım
Hamurişleri ve Tatlılar: Babikko, Bazık, Beksimet (peksimet), Bisi, Hurma, Gatmer
(katmer), Kopili, Kömbe, Dönderme, Kapama, Külleme, Pazik, Yufka kızartması yörede
yapılan başlıca hamurişleridir. Divriği mutfağında sütlü tatlılar, meyve ve
baklagiller ile yapılan tatlılar ve unlu tatlılar yer almaktadır. Aslak (kuru kayısı)
kavurması, incir kavurması, ayva dolması, sütlü pekmezli elma dolması, cevizli elma
dolması, cevizli havuç, ballı börek, ballı kabak, bastık (dut pekmezi) kavurması
(kombis), datlas (aşure), hasirde, kar helvası, hurma-tava hurması, kadayıf (gadeyif),
kaygana/ballı yumurta,kuymak (guymah), baklava (paglava), dilber dudagı, hanım bilegi,
sarıgı burma, sütlaç (süt ası), tohinik, tel tel (tel helvası), ugut yörede yapılan
başlıca tatlılardır. Ayrıca gül, kabak, karakemas (erik türü) reçelleri, gül şurubu,
vişne, kayısı, kızılcık şerbeti yöresel reçel ve şerbetlerdir.
Kiler (kilar) kültürü: Divriği mutfağında kiler, önemli bir yer tutar. Yazdan
sebze, meyve, süt ürünleri ile kış ayları için çeşitli hazırlıklar yapılır.
Hem ekonomik yönden, hem de besin yönünden yemeklere destek olur. Yörede yapılan başlıca
turşular şunlardır; Alıç (Aluç) turşusu (bir çeşit dağ meyvesi), Baduç tursuşu
(yeşil fasülye), Dip turşusu (pancar kökü), Kabak turşusu, Karpuz-kelek turşusu, Tırhik
armudu turşusu. Hazırlıklar içinde kurutmalıklar önemli bir yer tutar. Baduç
kurutması, Bamya kurusu, Biber kurusu, Kabak kurusu, Patlıcan kurusu, Anuh kurusu, İreyhan
kurusu, Maydanoz kurusu, Nane kurusu yörede hazırlanan kurutmalıklardır. Kabuğu
soyularak kurutulan meyveler kak, çekirdekli olup kurutulanlar çir ismini alırlar.
Bunlar şöyle sıralanabilir; Elma gahı, Armut gahı, Ayva gahı, Erik çiri, Kızılcık
çiri, Aşlak (kayısı) çiri, Berge çiri, Vişne kurusu. Ezmeler, adından da anlaşılacağı
gibi ezilip pişirilerek elde edilen meyve ve sebzelerdir. Bunları şöyle sıralayabiliriz;
Erik ezmesi, Kayısı ezmesi, Kızılcık ezmesi, Domates ezmesi (pelver), Biber ezmesi.
Bastık (bastıh), meyvelerin ezilip, pişirilip süzüldükten sonra yeniden kaynatılıp
koyulaştırılarak bez ya da tepsiye serilerek pestil haline getirilmesine denir. Ekşi kış
eriği veya aluçar (can eriği) bastığı, Berge (Aşısız kaysı) bastığı, Dut bastıgı,
Hamam bastıgı (karışık meyveler) yörede yapılır. Bunlardan başka ayrıca saruç,
Dut pekmezi (tutbalı), Sütlü pekmez de yörede hazırlanan yiyecek türleridir. Saruç,
içi ceviz ya da meyveyle, dışı dut ya da üzüm şırasıyla elde edilen eğlencelik
yiyecek türüdür. Sütlü pekmez dut pekmezinin içine süt ilave edilerek yapılır.
Özel Gün Yemekleri
Şeker Goru: Nişanlı kıza oğlan evi tarafından kayınvalidesi, görümcesi, yengesi
hatta komşusu tarafından şeker ikramı yapılması geleneğine şeker goru denir. Bu
gelenek halen sürmektedir.
Elmalı Semah: Düğünden önce kız evinde kına gecesi yapılırken, oğlan evinde
damat arkadaşlarıyla elmalı semah yapar. Sarmalar, köfteler, ciğer kavurmaları, ve
salataların yanında; meyveler, özellikle de bol elma yiyerek gençlerin çalgılar eşliğinde
neşe eğlendikleri, karşılıklı kaşık havası oynadıkları bir tören olan elmalı
semah bir çeşit bekârlığa veda, evliliğe uğurlar olsun toplantısıdır.
Hacı Düğünü ve Hacı Yemeği: Hacıların döndüğü gün, ya kendi evinde ya da bir
yakınının evinde 10-15 kişilik bir karşılama yemeği yapılır. Eğer evde nişanlı
gençler ya da sünnet olacak çocuk varsa bunların düğünü hacı yemeği ile birlikte
yapılır ki buna hacı düğünü adı verilir. Eğer yoksa bu yemeğe sadece hacı yemeği
adı verilir.
Çandır Baba Pilavı: Mahalle çocukları Çandır Baba aracılığıyla yağmur yağmasını
isterler. Bir sırığa korkuluk gibi eski püskü elbiseler giydirilir ve kuvvetli bir çocuk
Çandır Baba adı verilen bu korkuluğu alır ve öne düşer, arkada mahallenin diğer
çocukları hep bir ağızdan tekerleme söylerler. Bunu söyleyerek mahalleyi dolaşan çocuklar
gittikleri evlerin kapılarını çalarak bulgur ve yağ isterler. Kimi ev yağ, kimi ev
bulgur verir, kimi evler de çocuklara, öncü bir yağmur gibi su serperler. Topladıkları
malzemelerle, yaşlı bir hanım tarafından evlerine buyur edilirler. Kadın dua ederek
pilavı ocağa koyar. Birlikte oturulup yenilir. Böylece sofradan kalkmadan duaların
kabul edildiğine inanılır.
|